Soctag’e takıldığım dönemlerde birgün, orada bilgisayar mühendisi olan Fatih abiyle sohbet ederken konu dönüp dolaşıp film muhabbetine gelmiş ve bana bir film tavsiyesinden bulunmuştu; 12 Kızgın Adam. Filmi izledikten sonra anladım ki; şimdiye kadar ki hayatımda almış olduğun en güzel film tavsiyelerinden biri tanesi. 

Yönetmenliğini Sidney Lumet’in yapmış olduğu bu film, 1957 yapımı ve filmin süresi yaklaşık 96 dk. (Sidney Lumet’in ilk yönettiği filmdir aynı zamanda)

IMDB’nin Top 250 film listesinde 5. sırada bulunuyor ve 10 üzerinden 8.9 gibi oldukça yüksek bir puana sahip. 

2007 yılında ise ABD Kongre Kütüphanesi bu filmi, “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli”  filmler arasında seçerek ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar vermiş.

Film baştan sona bir mahkemede geçiyor; ilk başlarda duruşma salonu biraz gösterilirken film, devamında 12 kişinin bulunduğu bir jüri odasında devam ediyor.

Filmde göze çarpan şeylerden bir tanesi de, filmde hiç isim kullanılmaması. Sadece filmin sonlarında iki karakterin mahkemeden ayrılırken birbirilerine isimleriyle hitap etmesi dışında film boyunca isim yerine hep “çocuk”, “yaşlı kadın”, “karşı sokaktaki kadın” gibi ifadeler kullanılıyor.

4

Filmin konusuna gelince;

Şehrin fakir bölgelerinde yaşayan bir çocuk, cinayet işlemekle suçlanır ve cezası idamdır. (Elektrikli sandalye) İddiaya göre babasını bir bıçakla öldürmüştür. Bütün deliller ve işaretler çocuğun suçlu olduğunu göstermektedir. Hatta bazı komşuların ifadesi bile vardır; cinayetin işlendiği o akşam, baba ile çocuğun kavga seslerini duymuşlardır.

Çocuğun idam cezasına çaptırılması için mahkeme kararının yanı sıra, 12 kişilik jürünin de suçlu demesi gerekmektedir. Şöyle ki; 12 kişilik jürinin tamamının aynı yönde oy kullanması gerek, aksi takdirde 11 kişi “suçlu” der, 1 kişi “suçsuz” derse, yeniden oylama yapılması gerekecektir. Tamamı aynı yönde oy kullanana kadar.

1

12 kişilik bu jüri bir odada toplanır. Her biri birbirinden farklı karakter ve özelliklere sahip bu 12 kişi, bir an önce “suçlu” diye oy kullanıp, kendi işlerine güçlerine gitmek için acele ederler. Çünkü çocuğun suçlu olduğu konusunda çok emindirler, ki bütün deliler ve işaretler ve de ifadeler bunu göstermektedir. 

Oylama yapılır ve herkes “suçlu” der. Sadece 1 kişi hariç. Film de zaten bu noktadan sonra kopuyor ve tek solukta hiç sıkılmadan filme kapılıp gidiyorsunuz. 

O bir kişi kendince fikir ve görüşlerini belirttikçe diğer jüri adaylarını da tek tek etkileyecek ve görüşlerini değiştirecektir.

12ka

 

Bir başka nokta!

Arkadaşlarla muhabbet ederken, zaman zaman  “tasarım” üzerine konuştuğumuz da olmuştur. Bana göre bir tasarımcı, ki bu tasarımcı kimliğine sahip olan endüstriyel tasarımcı, mimar, iç mimar, grafiker vs. olabilir; hayata çok daha farklı ve alışılmışın dışında baktıklarına inanıyorum. Diğer insanlara göre çok daha yaratıcı, sıradışı, uçuk kaçık, sınırsız, olmayanı oldurma, bulduğunu yeterli saymama, sorgulama vs gibi özelliklere sahip insanlar. Zaten bu yüzden de tasarımcı kimliğine sahipler.

3

Bu filmi izlediğimde, bu görüşümü ve düşüncemi destekleyen çok güzel bir örnekle karşılaştım kendi açımdan. Filmde diğer 11 kişinin aksi yönünde oy kullanan o kişi aslında bir mimar. Ve olaylara nasıl farklı baktığını ve sorguladığını ve de nasıl alışılmışın dışında düşünüp hareket ettiğini filmi izlediğinizde çok daha iyi göreceksiniz.

 

Filmin fragmanına göz atmak isterseniz;

 

Uzun lafın kısası şu;

İzlerken asla sıkılmayacağınız ve size çok şey katacak bu enfes arşivlik filmi ilk fırsatta izleyin.

Pişman olmayacaksınız!
Garanti!