Bugün 1 Eylül.
Sanki yaz mevsimi bir anda pat diye sonlanmış gibi hissediyorum. Şu şekilde örneklendireyim; yaz mevsimi bir dükkanmış da, gece saat 00.00’da kepenkleri kapatılıp kilit vurulmuş gibi. Veyahut, 31 Ağustos gecesi saatler 00.00’ı gösterdiğinde, Sindirella masalındakine benzer bir şekilde tüm yaz sihiri bir anda kaybolmuş gibi.

Benim yılbaşım bahar mevsimi başlarken derdim. Halt etmişim. Şimdi düşünüyorum da, benim yılbaşım kesinlikle Eylül, bayım. Şuan bir kez daha düşünüyorum, evet evet kesinlikle Eylül.

Eylül ayı kendi içinde yeni başlangıçlara gebeymiş gibi geliyor bana. Mesela benim en çok sevdiğim mevsim kıştır. Fırtınalı ve yağışlı havalarda bir cam kenarında oturup, çayımı kahvemi yudumlamayı, kitap okumayı, birileriyle muhabbet etmeyi seviyorum. Bunun için bir tabirim var: Cam kenarı ısmarlamak…

Bu yüzden Eylül ayı, benim için de kış mevsimine gebe. Artık havalar yavaş yavaş soğumaya başlayacak, uzun kollu kıyafetler kendini gösterecek, ince belli bardaktaki sıcak çaylar daha da anlam bulacak. Sözlerini tam olarak birebir hatırlamıyorum ama Haşmet Babaoğlu’nun şöyle bir sözü vardı; çay bardağını tutmak, dünyaya sarılmak gibi.

Haşmet üstad demişken, kendisinin Eylül hakkındaki yazısından bir bölüm paylaşmak istiyorum:

Eylül’ün bir hüznü varsa, yazın bittiğini haber verişinde gizlidir.
Bir de ikindi vakitleri gitgide sararan…
Ve akşam üzerleri duvarlara vuran, camları kızıla boyayan ışığındandır!
Ama ne güzel bir hüzündür!
Onca bedensel coşku ve ruhsal tembellik aylarının ardından…
Hayatın ölüm, ölümün hayat karşısında saygıyla eğilmesindendir, bu güzellik!
Gülmeyin öyle bıyık altından!
Bütün bunları belagat sayıyorsanız, o ışığa hiç bakmıyorsunuz demektir.
Koca Meksikalı Octavio Paz’ın diliyle söyleyeyim; demek ki “gözenekli taşların üzerinde ateşi tavlanan akşamüstü güneşine, o üzüm salkımlarının olgunlaştığı saate” hiç dikkat etmemişsinizdir!

….

Kimileri Eylül ayı için paylaşımlarda bulunan kişiler için bir takım sözler sergileyebilirler. Boşverin, aldırmayın. Herkes Eylül’ü anlayacak, Eylül’ü sevecek diye bir şey yok.

Haşmet üstadın sözüyle yazının sonuna yaklaşalım;

Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim.

Eylül ayı herkes için güzel şeylere gebe olsun!

Sağlıcakla kalın…