Sizlere enfes bir diziden bahsetmek istiyorum; Black Mirror. Enfes kelimesi iddialı oldu değil mi? Biliyorum. Hatta biraz daha ileri gidip; beklentilerinizi yüksek tutun demek istiyorum. İzlediğiniz zaman,  dizinin, yüksek tuttuğunuz beklentilerinizin de çok daha üzerinde olduğunu göreceksiniz. Hah, şimdi çok daha iddialı oldu.

Dizi şuana kadar 2 sezon yayınladı. Ve her sezon sadece 3 bölümden oluşuyor. Yanlış değil evet, her sezon 3 bölüm. Dahası, her bölüm birbirinden bağımsız ve alakasız. Her bölümde oynayan oyuncular ve konular da farklı. Hatta her bölümün yazarı ve yönetmeni de farklı. Ve de, her bölümün süresi de birbirinden farklı. Nasıl? Çok ilgi çekici ve merak uyandırıyor değil mi? Aynen öyle.

Peki bu dizi ne anlatıyor?
Ne anlatmıyor ki? İçinde bulunduğumuz teknoloji çağından tutun, gelecekte olabileceklere kadar düşünemediğimiz, farkında olmadığımız, göremediğimiz, anlayamadığımız her şeye muazzam bir şekilde ayna tutup, yüzümüze tokat gibi yapıştırıyor. İnternet bağımlılığından, akıllı cihazlara kadar…

Teknoloji demişken…
Teknolojinin her geçen gün katlanarak nasıl da hızlı ilerlediğini yazmaya gerek yok, hepimiz bunu biliyor ve farkındayız. Her yeni teknoloji, hayatımızı daha da kolaylaştırıyor hatta çoğu zaman bize zaman kazandırıyor. Peki gerçekten hayatımızı kolaylaştırıyor mu? Yoksa kolaylaştırırken de, getirisinden çok daha fazla götürüsü mü var? Acaba teknoloji, sessiz sedasız geleceğin insan kölelerini mi yetiştiriyor? Makineleşiyor muyuz? Duygularımızın anahtarını çoktan teslim ettik mi? Belki de kalplerimiz hackleneli çok oldu?!

Neyse…
Döverek, zorla, ısrarla izlettirmek istediğim bir dizi Black Mirror.
Azıcık hatırım varsa, ilk fırsatta kendinize bu iyiliği yapın, diziyi izleyin, gerçeklerle yüzleşin derim!