Orta yaşlarında bir kadın; Chantal.
Ve kadından 14 yaş küçük sevgilisi; Jean-Marc.

Bu karakterler Milan Kundera‘nın “Kimlik” adlı kitabının karakterleri. Tahmin edileceği üzere, bu çiftin aralarındaki aşkı/ilişkiyi irdeliyor ve ayna tutuyor Milan Kundera.

168 sayfalık çok kalın olmayan ve sıkılmadan, bir çırpıda bitirebileceğiniz sürükleyici bir kitap Kimlik.

Eğer bir ilişkiye kuşku ve şüphe bulaşırsa bu, bir kurt gibi içten içe, yavaş yavaş bitirir/öldürür o ilişkiyi. Ortada güven duygusu kalmaz. Güven yoksa, ilişkinin temelleri sallanmaya başlar. Yıkım kaçınılmazdır.

Altını çizdiğim satırlardan:

– Sevdiğiniz biri ortadan kayboluyor ve siz onun başına ne geldiğini hiç bilemiyorsunuz, varın düşünün! İnsan deliye döner!

– Canına bile kıyamazdı, çünkü ihanet olurdu bu, beklemeyi reddetmek, sabrını yitirmek anlamına gelirdi.

– Ölüm düşüncesi yanında öteki tüm konular boştu.

– … onu bir daha hiç görmemeye karar verdi; hemen ardından, içini rahatlık duygusu kapladı, açıklanamaz bir neşeye boğuldu.

– Her kadın, yaşlanma derecesini, erkeklerin bedenine gösterdikleri ilginin ya da ilgisizliğin derecesiyle ölçer.

– Özlem mi? Karşısında oturduğuna göre, ona nasıl özlem duyabilirdi ki? İnsan, var olan birinin yokluğundan nasıl acı duyabilir? (Jean-Marc bu soruyu cevaplayabilirdi: İnsan, sevdiği adamın karşısında özlemle yanabilir; onun gelecekte var olmayacağını seziyorsa; sevdiği adamın ölümü, görülmemekle birlikte daha o zamandan varlığını duyuruyorsa.)

– Ne var ki duygulara kimse karşı koyamaz, oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar. İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.

– Dostluk artık, elle tutulabilir kanıtlarla ölçülebilen bir şey değil. Savaş alanında yaralanmış dostu arama ya da kılıcını çekip onu haydutlara karşı  koruma fırsatı hiç çıkmıyor. Yaşamlarımızın içinden, büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmadan, buna karşın dostlukları da yaşamadan geçip gidiyoruz.

– Oysa bugün, hepimiz birbirimizin benzeriyiz; işimize karşı gösterdiğimiz ortal ilgisizlik bizi birbirimize bağlıyor. Bu ilgisizlik bir tutku haline geldi. Çağımızın tek büyük, kolektif tutkusu.

– Tutkuların yoksa, başarılı olma, tanınma açlığı duymuyorsan, uçurumun kenarında oturuyorsun demektir.

– Bu dünyada doğmuş olmak ister şans, ister şanssızlık olsun, yaşamını burada yaşamanın en iyi yolu, benim şu anda yaptığım gibi, ilerleyip giden neşeli ve gürültücü bir kalabalığa kendini bırakmaktır.

Şimdi sırada: Milan Kundera’dan “Kimlik”.

A photo posted by Çağrı Konyalı (@cagrikonyali) on