Sait Faik Abasıyanık’ın okumuş olduğum üçüncü kitabı “Mahalle Kahvesi”.  Daha önce “Havuz Başı” ve “Semaver” adlı kitaplarını okumuştum.

Bu kitapları da beğenmiş olmalıyım ki, okumaya devam ettim. Lakin bu son kitapta, Sait Faik üstadın yazılarından emin oldum. Artık yazılarını zevkle okuduğum yazarlar listemde Sait Faik Abasıyanık da var.

Daha kitabın en başlarında, “Dört Zait” başlıklı dördüncü yazısında, abartmış olacağım belki ama sanki ruhum ayağa kalkıp önce alkışladı Sait Faik’i, sonra da önünde saygıyla eğildi. Zaten bu yazıdan sonra gönlümü çaldı Sait Faik üstad.

-‘Dört Zait’ başlıklı yazısını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.-

Kitap şöyleydi, böyleydi gibilerinden hikaye anlatmayacağım. Bir kitap, her insanda aynı etkiyi yaratmayabilir. Sizin hiç beğenmediğiniz bir kitap, benim çok sevdiğim bir kitap olabilir nihayetinde. Bunun yerine kitaptan altını çizdiğimi satırları paylaşmak daha çok hoşuma gidiyor. Bu yazımda da ve bundan sonraki yazılarımda da bu şekilde devam etmeyi düşünüyorum.

O halde buyrun altını çizdiğim satırlara:

    • … baharda badem ağacı güzelliğiyle bakıyordu.

 

    • Bu çocuğu nerden tanıyorum? Bilmem… Belki de hiçbir yerden… Belki de her yerden… Sokakta böyle çocuklar yüzlerce; bir iki değil…

 

    • Eline düşen çeyreğe bir baktı. Yüzünü kaldırdı. İşte orada, o ela gözlerin içinde, insanları olduğu gibi değil, olacakları gibi sev, diyen adamın adeta fikrini okudum.

 

    • Doğru,  yalnız hayalle geçiniyorum; ben yalnız hayal kuruyorum.

 

    • Şu uyku insanın sevgilisi gibi bir şey, gelmeyince sinirlendiriyor.

 

    • O gün ne güzel bir gündü! Deniz ne serindi! Ne güleryüzlüydü sandallar, çocuklar, kadınlar! Sanki kimse kimseye bütün gün sövmemişti…

 

    • Kitaplar, bir zaman bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmişlerdir.

 

    • Şimdi artık kimi sevdiğimi, kime saygu duyduğumu biliyorum. Günlerden beri kafamı bir adam kaplıyor. (işgal ediyor dememek için).

 

    • İnsanların hepsi kötüdür. Yaşamak boştur. Sevmek aptallıktır… Şudur, budur. Peki, bunlarla nasıl eğlenilir? Düşünün bakın. Her şeyin kolayını bulacaksınız. Ben en zorunu buldum: Ölüme çareyi! Ölmeyecekmiş gibi düşünüyorum, oluyor.

 

    • Bu adamı da sevdim birdenbire. Demek benim dünyada dostlarım vardı. Daha yaşayabilirdik. Beyhude yere, iftiracılar, namussuzlar, yalancılar, birbirinin ekmeğini kapanlar için insanları, yaşamayı hor göremezdik.

 

    • Bu boş sandalye birdenbire doluvermeli. Kim gelip oturmalı? Hiç kimseyi istemiyorum. Ama sandalye… Bir insan bekler gibi duran sandalye? Onu yapan sandalyeci yaman adammış doğrusu. Sandalyeye insan bekletmesini bilmiş.

 

Neyse bu kadar alıntı yeter size, kitaba haksızlık olmasın. Beğendiyseniz alıverin.

Okunuyor: Mahalle Kahvesi – Sait Faik Abasıyanık

A photo posted by Çağrı Konyalı (@cagrikonyali) on