Posts in "kitap" tag

E-kitap Okuyucular Kitapların Yerini Doldurabilir mi?

Zaman zaman ülkemizdeki kitap okuma oranı ile ilgili istatistik bilgilerle karşılaşıyoruz. Japonya’da yıllık okuma oranı kişi başına şu kadar iken, ülkemizde bu kadar gibilerinden…

Ülkemiz için tablo pek iç açıcı olmayabilir.
Yine de umutsuz değilim.
Belli bir oranda okuyan bir kitle var ve bu çarkı bir şekilde döndürüyorlar.
Yeterli mi? Değil.
Ama her geçen gün bu oranın arttığı inancındayım.

 

Kitap okuma oranını bir kenara bırakalım şimdi. Biraz okuyan kesime yönelim.
Ben de dahil, kitap okuyanların bir çoğu kendi kütüphanem olsun istiyor. Mesela ben, bu yüzden kimseden ödünç kitap alıp okumuyorum. Okuyacaksam gidip kendim satın alıyorum. Böylelikle her defasında kendi kütüphaneme yatırım yapmış oluyor ve ufak ufak da olsa zenginleştirmiş oluyorum. Aynı şekilde okuması için kimseye kitap vermek de gelmiyor içimden. Verdiğim kitaplardan hatırlayabildiğim kadarı ile sanırım 1 veya 2 tanesi sağlam şekilde bana geri geldi. Diğerleri kayıp!

Okumaya devam et…

Yeni Blog: Kitaposfer!

Yeni bir solukla Kitaposfer isimli ikinci blogumu da açmış bulunmaktayım.
Aslında hali hazırda burada şeyler karalıyorum zaten. Ama blogumdaki kategorilerin pek hakkını verebildiğimi söyleyemem. Örneğin bu kategorilerden birisi de, kitap konulu içeriklerin yer aldığı Kitaposfer isimli kategori.

Kitaposfer kategorisinde okuduğum kitaplara değinmek ve kitaplardan altını çizdiğim satırları/cümleleri paylaşmayı istiyordum. Ama doğru düzgün dolduramadım bu kategoriyi. Bugün yarın şu gün yazarım diye diye hep erteledim durdum. Ertelemek hastalığını bilirsiniz, bir defa erteleyince bir şeyi, bir türlü toparlayamıyorsunuz sonra ve bu böyle uzunca bir süre devam ediyor.

Okumaya devam et…

Instagram Üzerinden Gelen Kitap Listesi

2017’nin ilk blog yazısı…
2016 senesinin nasıl berbat bir yıl olduğuna dair ben de bir şeyler yazacaktım ama bir çok kişi bu konuda yazdığı için bir de ben yazayım istemedim.
2016 senesini özetleyecek olursak;
Hem bireysel, hem aile olarak, hem ülke, hem de millet olarak hepimizi vurdu 2016. Öyle böyle değil, çok çok zor şeyler yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz aslında.
Neyse; sabrediyoruz, sabredelim.

*  *  *

2017 tarihli bu ilk yazımda, istedim ki konu itibariyle güzel ve değerli olsun. Yazımın konusu kitap. Daha doğrusu bir kitap listesi. Biliyorum, Gugıl amcaya kitap önerisi, tavsiyesi vs. tarzında sorular sorduğunuzda istemediğiniz kadar kitap tavsiyesi, kitap okuma listesi bulabilirsiniz.

Okumaya devam et…

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi.
“Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarsı.”

“Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku,” dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi.

“Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku,” dedi, arkasını dönüp gitti.

Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor… Bülbülün çilesi, yazarın zulası… İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak… Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.


İlhami Algör’ün “Fakat Müzeyyen Bu derin Bir Tutku” isimli kitabının arka kapak yazısı ile başlamak istedim bu yazıma. Direk kitabın lezzetiyle sizi başlatmak, kitabı anlatırken kitabın hakkını vermek adına az da olsa yerinde olacağını düşündüm. Evet, kitabın tamamı bu arka kapak yazısının tadında.

Okumaya devam et…

Ne okusam?

Millet olarak kitap okuma oranımız biraz düşük olabilir ama bu hiç okumayan bir millet olduğumuz anlamına gelmiyor. Şükür ki, kitap kurdu olan insanlar var. Şükür ki, okuyan insanlar var.

Kitap okuyalım okumasına da, sadece okumak için mi okuyacağız? Elbette hayır. Piyasada o kadar çok kitap var ki, insan hangi bir kitabı alıp okuyacağını şaşırıyor. O zaman şu soru çıkıyor;

Okumaya devam et…

Kitaplarımızı saklamıyoruz ki!

Geçtiğimiz günlerde bir kitap kampanyasına denk geldim. Bir köy okulu için kitap topluyorlardı. Kampanya iyi güzel de, ben kampanyanın ismine takıldım biraz.

“Saklama, bağışla!” yazıyordu.

Ne demek saklama?
İyi güzel de kardeşim, kitap saklanmaz ki! 

Okumaya devam et…

hiçbişey.

Bu aralar Gökhan Özcan’ın “hiçbişey.” kitabına kaçıyorum fırsat buldukça. Gökhan Özcan ismini de ilk Haşmet Babaoğlu‘ndan duymuştum. Ki iyi ki duymuşum. Haşmet üstadın bir başka katkısı olmuş oldu bana. Zaten çok yakın çevrem, yıllardır Haşmet Babaoğlu’nu okuduğumu ve ondan beslendiğimi çok iyi biliyor. Hatta çevremden bir çok kişi, benim sayemde Haşmet üstad ile tanışmış oldu desem, yalan olmaz.

Okumaya devam et…

Arka Kapak Dergisi

Öncelikle Babil’e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Arka Kapak dergisinin protokol gönderimi çerçevesinde bana da bu dergiyi gönderdikleri için çok memnunum kaldım. Dergiyle birlikte bir de küçük not defteri hediye geldi.

Babil’in Arka Kapak ismini verdiği kültür kitap dergisi, ilk sayısıyla Ekim ayında yayın hayatına başladı. Muhteşem bir dergi olmuş. Açıkçası ben dergiye bayıldım. Tabi bu durumun kendime göre gerekçeleri var. İsterseniz başlıklar halinde bir bakalım…

Okumaya devam et…

Sonraki sayfa »