Yeni bir solukla Kitaposfer isimli ikinci blogumu da açmış bulunmaktayım.
Aslında hali hazırda burada şeyler karalıyorum zaten. Ama blogumdaki kategorilerin pek hakkını verebildiğimi söyleyemem. Örneğin bu kategorilerden birisi de, kitap konulu içeriklerin yer aldığı Kitaposfer isimli kategori.

Kitaposfer kategorisinde okuduğum kitaplara değinmek ve kitaplardan altını çizdiğim satırları/cümleleri paylaşmayı istiyordum. Ama doğru düzgün dolduramadım bu kategoriyi. Bugün yarın şu gün yazarım diye diye hep erteledim durdum. Ertelemek hastalığını bilirsiniz, bir defa erteleyince bir şeyi, bir türlü toparlayamıyorsunuz sonra ve bu böyle uzunca bir süre devam ediyor.

Tabi böyle olunca, bu süre zarfında bir sürü kitap birikti. Evet, bu aslında bir açıdan güzel çünkü kitap okuma eylemimi bırakmadığımı gösteriyor. Kimine göre az kimine göre çok olabilir ama bayağı bir kitap okumuşum, aferin bana.

İşte bu kitapları, blogumda alt kategoride paylaşmak yerine, sadece kitapların yer aldığı ayrı bir blog açma fikri beni teslim aldı. Hem bu blogun ismi de çok iyiydi bana göre; Kitaposfer! Hemen domaini (kitaposfer.com) adresini kontrol ettim. Harika, boştaydı. Hemen bu domaini aldım ve birkaç saat içerisinde bu blogu hayata geçirdim. Blog ismi ve bu blog için kullanacağım tema hazırdı. Geriye bir tek logo kalmıştı. Onu da bir saat gibi bir süre zarfında tasarladım.

Kullanmış olduğum temadan bahsetmem gerekirse,
Minute isimli bu temayı, önceden kişisel blogumda kullanıyordum ve o zamanlar Themeforest‘tan satın almıştım. Hala da çok beğendiğim bir temadır ve oldukça minimalist bir tasarıma sahip. Tam da kitaplar için temiz, sade ve içerik odaklı bir tema. Ben de bu temayı değerlendirmek istedim.

Ve logo!
Yukarıda da bahsettiğim gibi, bir saat gibi kısa bir süre içerisinde tasarladım. Zaten öyle ahım şahım harika bir logo sayılmaz belki ama en azında temiz ve sade bir logo olduğunu düşünüyorum. Hem temaya da uygun oldu. Logoya biraz dikkat ederseniz, logonun üstünde kahve fincanı lekesi var. Kahve olgusunu bilerek katmak istedim. Bana göre en güzel ikili; kitap ve kahve! Ben de logonun üzerine böyle bir kahve lekesi konduruverdim. Şimdilik bu logoyla bir başlamış olalım. Daha sonra aklıma orijinal bir şeyler gelirse tasarlarım.

Gelelim içerik mevzusuna…
Aslında kendi görüş ve düşüncelerimi, yorumlarımı hiç katmayacağımı söylemeliyim. Okuduğum kitaplar için yorum yapmak yerine, o kitaptan beğendiğim kısımları, altını çizdiğim satırları paylaşacağım. Okuyucuyu direk kitabın diliyle buluşturacağım ve araya girmek istemiyorum. Bir kitabın iyi veya kötü olduğu düşüncesine girmek de istemiyorum. Kime göre iyi? Neye göre kötü? Bir kitap, herkeste aynı etkiyi yaratmayabilir. Kimine göre muazzamdır, kimine göre berbat ötesi. İşte bu yüzden, şu kitap böyle iyi, böyle güzel, harika, enfes veyahut berbat, kötü, kaka, pis vs. gibi yorumlarda bulunmak pek doğru değil gibi geliyor bana.

Özetle Kitaposfer‘de, kitaplardan altı çizili satırları ve kısımları görecek, kitaplarla birebir muhattap olacak, kitapların kendi dillerini okuyacaksınız.

Unutmadan, konuların altına kitaplarla ilgili kendi yorumlarınızı (iyi veya kötü) yapabilirsiniz.
Ki yapın da! Yorumlarınızı eksik etmeyin.

Bir de, konuk yazarlık açıp, isteyenler istedikleri kitaplar hakkında yazılarını yazıp paylaşsalar mı diye de düşünmüyorum değilim. Siz ne düşünürsünüz bu konuda sayın okuyucu?

Bu yazı burda bitti.

Sonrası iyilik, güzellik.

Bol kitaplı hayatlar herkeslere…