“Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu yazı çok çok eskiden yazmış olduğum bir yazıdır. Öyle ki ne zaman yazdığımı hatırlayamıyorum bile. Yazıda Facebook ve Twitter ifadelerini kullandığıma göre, o zamanlar sosyal medya denince akıllara gelen tek isimlerdi bunlar. Siz o kavramları ‘sosyal medya’ olarak genelleyebilirsiniz.”

Büyük bir sorunumuz var; “Zaman

Biz insanoğlu zamandan bir hayli şikayet ederiz. Hatta uzun zamandır sizi aramayan yakın bir arkadaşınıza/dostunuza  ufak bir sitemde bulunmaya kalktığınızda hemen;

Ya işte vaktim yok, şöyle böyle vs.. gibi cümlelerle (sözde) geçerli bir bahane uyduruverirler. Kendi adıma hiç de geçerli bir bahane olarak görmediğimi söylemeliyim.

Zamana sığınıveriyoruz zor durumlarda.
Gariptir…
Hem zamandan şikayet edeceksin hem de zamandan medet umacaksın. Acılarımızı, dertlerimizi, kederlerimizi kısaca tüm olumsuzluklarımızı zamanın sırtına yüklüyoruz.
Zamanla unutursun, zaman herşeyin ilacı, zamanla alışırsın, zamanın silemediği hiçbir acı yoktur  gibi cümleleri hangimiz kurmuyor?

Sen zamandan şikayet edeceksin ama diğer yandan da zamana yükleneceksin, acılarını dertlerini zamana yükleteceksin..

Adil mi bu şimdi? Hiç değil!

*  *  *

Ahh şu Facebook!
Sözde sosyal ama  anti-sosyal olan ve insanı içten içe sosyalliğin ve gerçek yaşamın dışına iten, aynı zamanda da sanallığın, sahteliğin, çakmalığın içine bir girdap gibi çeken  zaman hırsızı.

Acıyorum…

Vakitlerinin çoğunu değil, büyük bir çoğunu Facebook’ ta geçirmelerine, harcamalarına acıyorum insanların.

Ve ne gariptir ki yine bu insanlar, zamandan şikayetçi olanlar. Sorsanız  hiç vakitleri yoktur…

”Nerelerdesin sen, hiç arayıp sormuyorsun be vefasız/ hayırsız.. ” cümlesinin devamını şimdi tahmin edebilmek pek bir kolay;

Vallahi inan vaktim pek yok, iş-güç-okul-ders-ödev-dert-sorun vs.

Oysa Facebook’ a ayırdığı vaktinin  10′ da  1′ ini  yakın çevresine, arkadaşlarına,  dostlarına ayırsa, ”vefa”  kavramı tavan yapar!

*  *  *

Ulaşılabilirlik kavramı günümüz için çok kolay bir kavram.
Eskiden  birilerine ulaşmak/ulaşabilmek şimdiki gibi kolay değildi, kabul!

Ama ya şimdi?

Attığı adımın sayısını bile öğrenir olmuşuz insanların  Twitter ile. Tüm bunlara rağmen bir selamı çok görür olmuşuz. Unutmuşuz bizden başkalarını, varlıklarını, hallerini, durumlarını…

Kim var kim yok farkında olmadan bir hayat paylaşımının içerisine girivermişiz. Hayatlarımızdan kesitleri/anları paylaşıp duruyoruz; belki reklam, belki abartı, belki ciddiyetsizlik, belki artislik, belki varlığını başkalarına kabul ettirme/üstünlük kurma ve belki de prestij oluşturma…

*  *  *

Yanlış anlaşılmak istemem, Facebook/ Twitter karşıtı bir insan değilim.

Lafı şuraya getirmek istiyorum, şu üç kavrama;

ZamanVefaUlaşılabilirlik

Ne yazık ki bu üç kavram, yazıdaki gibi hiçte yanyana güzel ve yakışık bir poz verimiyor günümüz yaşamında.